Blog adresimde de belirttiğim gibi her şey daha fazla mutlu olmak adına...Mutluluğu farklı yerlerde,farklı şeylerde arayabiliriz.Kimisini yemek yemek,kimisini spor,kimisini seyahat etmek,kimisini de yeni yerler keşfetmek mutlu edebilir.Bunun hepsini yapabiliyorsanız sizden mutlusu yok demektir.
Yeni yerler keşfetmek demişken,size geçtiğimiz hafta sonu yapmış olduğum geziden bahsedeyim.Oldukça keyifli bir geziydi bu.Doğa harikası Karadeniz...Yemyeşil ormanları,dağından taşından fışkıran suları ve bol oksijeniyle müthiş hissettiriyor.
Ordu'dan başlayan seyahatimiz Rize'ye kadar devam etti.Güzel Ordu'nun Boztepe'sini görmeden olmazdı.Teleferikle de çıkabileceğiniz bu tepe tüm Ordu'yu ayaklarınız altına seriyor.Bu şehir
e gündüz baktığınızda masmavi denizinden tutun yemyeşil dağlarına kadar herşeyi görebilirsiniz.Gece ise tüm ışıklarını yakan bu şehir ışıl ışıl oluyor.Boztepe'ye çıkmışken manzaraya karşı bir Karadeniz pidesi yeyin derim.Nefis tereyağıyla pişmiş bir lezzet.Bunun yanı sıra,ekstrem spor severseniz bu tepeden yamaç paraşütü yapabilirsiniz.Uçuşunuzu sahile inerek tamamlıyorsunuz.Tabi ben henüz denemiş değilim ve deneyebileceğimi de sanmıyorum:)
Sonrasında Giresun Görele'de bir mola verdik.İrfan Usta Görele pidecisinde çay içip bir şeyler atıştırdık.Yeni açılmış olan bu mekan oldukça lezzetli şeyler sunuyor,çayı da çok güzel.Yolunuz düşerse bir mola verin mutlaka.
Devam eden yolculuğumuz sonrasında Trabzon'da vakit geçiremeden Rize'ye ulaştık.Çamlıhemşin'de yer alan Ayder Yaylası'na vardık ve burada bir otele yerleştik.Daha önceden ayarladığımız bu otel bir yaylada yer almasına rağmen oldukça temiz ve konforluydu.Tabi mis gibi orman görüntüsü ve şelalelerin şırıltısı bu oteli ayrı bir cazip hale getiriyor.
Doğasına hayran kaldığım Ayder Yaylası,yemyeşil ormanlar arasında,kaynak sularıyla ve sıcakkanlı Karadeniz insanlarıyla var olmuş eşsiz bir yer.Burada insan gerçekten kolay kolay yaşlanmaz.O tertemiz havasını içinize çektiğiniz an dinçleşiyorsunuz sanki...Sisli puslu havası da bir başka güzel. Akşam olunca hem güzel bir balık yiyebileceğiniz hem de Karadeniz müziği dinleyebileceğiniz yerler var.Biz de bir öneri aldık ve Keyf restorana gittik.Burada Karadeniz insanının samimiyetini görebilirsiniz.Tulum ve kemençe eşliğinde yemeğinizi yiyebilirsiniz.
Akşam deliksiz bir uyku uyuduktan sonra sabah olur ve pencereyi açıp doğayı selamlarınız. Bu da insana "iyiki buradayım" dedirtiyor. Biz kahvaltımızı dizilere de ev sahipliği yapmış Çinçiva köyünün şirin mi şirin kafesi Çinçiva Cafe de yaptık.Burada yediğim mıhlamayi asla unutamam.Kesinlikle gidip yenmesi gerekiyor.Şiddetle tavsiye ediyorum. Mıhlamanın yanında köy yumurtası,mısır ekmeği ve olmazsa olmaz yayla balı da unutulmaz lezzetlerden.Biz de bal almayı ihmal etmedik. Bir çok hastalığa şifa deniliyor ve çok kıymetli bir bal.
Yeteri kadar enerji depoladıktan sonra bu enerjiyi atmak lazım değil mi?Biz de öyle düşündük ve meşhur Fırtına Deresi'nde rafting yaptık.Gerçekten hayatımda yaptığım en güzel aktivitelerden bir tanesi buydu. Suyun güzelliği bir yana adrenalin patlaması yaşayacağınız muazzam bir spor.Tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum:)
Bir de zipline yapın derim.O da bir o kadar zevkli ve heyecanlı.İki dağ arasında bir demir halata bağlı olarak gidiyor olmak heyecan verici.
Özetle, geleneksel lezzetleri,olağanüstü doğası,samimi insanları ve ekstrem sporları ile Karadeniz bir harika.Herkesin mutlaka gidip görmesi gereken yerlerden. Bir sonraki ziyaret için sabırsızlanıyorum.
Daha fazla mutluluk depolayın.
Sevgiler.
30 Ağustos 2016 Salı
24 Ağustos 2016 Çarşamba
Yemeyi de yapmayı da sevenler burada mı?
Yeniden merhaba,
4 günlük bir aradan sonra neyse ki yazma fırsatı yakalayabildim.Misafir yoğunluğu nedeniyle bir türlü bloğumla ilgilenecek vakit bulamadım :( Malum yeni evlenmiş biri olarak misafir ağırlamak boynumuzun borcu! Akrabalar,aile,arkadaşlar derken her gün dolu dolu geçiyor. E hal böyle olunca da kendimi mutfaktan alamıyorum.Yani bu esnada yemek yapma işini epey ilerlettim:) Zaten mutfakta vakit geçirmek beni inanılmaz mutlu ediyor.Bu bir tür meditasyon bence.Kek çırparken kafam dağılıyor mesela...Harika şeyler ortaya çıkardığınızı görmek ayrı bir haz.Hele ki bir de yaptığınız yemek zevkle yeniyor ve beğeniliyorsa değmeyin keyfinize:)Ortaya çıkardığınız lezzet sizin eseriniz sonuçta.
Bu yaptığı yemeği illa yedirme işinde anneanneme benzemişim sanırım.Anneannem de öyleydi.Kapısını çalmaya korkar olurdu insan.Çünkü yalvar yakar insanları içeri davet eder ve mutlaka yemek servis ederdi.Onu kırmak mümkün olmadığı gibi yemekleri de o kadar lezzetli olurdu ki yememek gibi bir ihtimaliniz yok.Geçmiş zamandan bahsettiğime bakmayın sağlığı elverse hala harika yemekler yapabilir.Hani bir tabir vardır ya ''eli lezzetli'' diye kesinlikle katılıyorum.Yemek yapabilmek sadece tarif ve ölçü gerektirmiyor,bunun yanı sıra elinin lezzetinin de geçmesi gerekir o yemeğe.Bununla birlikte tabi ki sunumdaki yaratıcılık da önemli.Bir sanatçı gibi işlemeli,süslemeli.Tüm bunlar bir araya geldiğinde eşsiz bir lezzete imza atabilirsiniz.
O halde ben de sizlerle bir zeytinyağlı yemek tarifi paylaşarak bu yazıyı şenlendireyim.Hem soğuk bir meze hem de ılık bir zeytinyağlı yemek olarak tüketebileceğiniz oldukça kolay bir tarif.
Zeytinyağlı sirkeli patlıcan.
MALZEMELER :
3 orta boy patlıcan
4-5 adet sivri biber
2 büyük boy domates
3-4 adet sarımsak
2 kaşık sirke
1 çay bardağı zeytinyağı
1/2 çay bardağı su
Tuz
YAPILIŞI :
Biberleri ve domatesleri çok küçük olmayacak şekilde doğrayın ve tencereye koyun.Sarımsak,zeytinyağı ilave edip 5 dakika pişirin.Başka bir kapta patlıcanları aralıklı olarak soyup,küp küp doğrayın.Tuzlu suda bekletin.Domateslerin biraz erimesinin ardından suda beklettiğiniz patlıcanları süzüp tencereye ilave edin.üzerine sirke,yarım çay bardağı suyunuzu ve tuzunuzu ilave edin.Orta ateşte,patlıcanlar yumuşayıp kıvama gelinceye kadar pişirin.Piştikten sonra bir sunum kabına alıp üzerini maydanozla süsleyin.
Afiyet olsun:)
4 günlük bir aradan sonra neyse ki yazma fırsatı yakalayabildim.Misafir yoğunluğu nedeniyle bir türlü bloğumla ilgilenecek vakit bulamadım :( Malum yeni evlenmiş biri olarak misafir ağırlamak boynumuzun borcu! Akrabalar,aile,arkadaşlar derken her gün dolu dolu geçiyor. E hal böyle olunca da kendimi mutfaktan alamıyorum.Yani bu esnada yemek yapma işini epey ilerlettim:) Zaten mutfakta vakit geçirmek beni inanılmaz mutlu ediyor.Bu bir tür meditasyon bence.Kek çırparken kafam dağılıyor mesela...Harika şeyler ortaya çıkardığınızı görmek ayrı bir haz.Hele ki bir de yaptığınız yemek zevkle yeniyor ve beğeniliyorsa değmeyin keyfinize:)Ortaya çıkardığınız lezzet sizin eseriniz sonuçta.
Bu yaptığı yemeği illa yedirme işinde anneanneme benzemişim sanırım.Anneannem de öyleydi.Kapısını çalmaya korkar olurdu insan.Çünkü yalvar yakar insanları içeri davet eder ve mutlaka yemek servis ederdi.Onu kırmak mümkün olmadığı gibi yemekleri de o kadar lezzetli olurdu ki yememek gibi bir ihtimaliniz yok.Geçmiş zamandan bahsettiğime bakmayın sağlığı elverse hala harika yemekler yapabilir.Hani bir tabir vardır ya ''eli lezzetli'' diye kesinlikle katılıyorum.Yemek yapabilmek sadece tarif ve ölçü gerektirmiyor,bunun yanı sıra elinin lezzetinin de geçmesi gerekir o yemeğe.Bununla birlikte tabi ki sunumdaki yaratıcılık da önemli.Bir sanatçı gibi işlemeli,süslemeli.Tüm bunlar bir araya geldiğinde eşsiz bir lezzete imza atabilirsiniz.
O halde ben de sizlerle bir zeytinyağlı yemek tarifi paylaşarak bu yazıyı şenlendireyim.Hem soğuk bir meze hem de ılık bir zeytinyağlı yemek olarak tüketebileceğiniz oldukça kolay bir tarif.
Zeytinyağlı sirkeli patlıcan.
MALZEMELER :
3 orta boy patlıcan
4-5 adet sivri biber
2 büyük boy domates
3-4 adet sarımsak
2 kaşık sirke
1 çay bardağı zeytinyağı
1/2 çay bardağı su
Tuz
YAPILIŞI :
Biberleri ve domatesleri çok küçük olmayacak şekilde doğrayın ve tencereye koyun.Sarımsak,zeytinyağı ilave edip 5 dakika pişirin.Başka bir kapta patlıcanları aralıklı olarak soyup,küp küp doğrayın.Tuzlu suda bekletin.Domateslerin biraz erimesinin ardından suda beklettiğiniz patlıcanları süzüp tencereye ilave edin.üzerine sirke,yarım çay bardağı suyunuzu ve tuzunuzu ilave edin.Orta ateşte,patlıcanlar yumuşayıp kıvama gelinceye kadar pişirin.Piştikten sonra bir sunum kabına alıp üzerini maydanozla süsleyin.
Afiyet olsun:)
19 Ağustos 2016 Cuma
Sigarayı bırakabilir miyim?
Merhaba,
Bir önceki yazımda da dile getirdiğim gibi bugünkü yazım sigarayı nasıl bıraktığım ile ilgili.Bir çok kişi sigarayı bırakmamak için bir sürü bahane üretir veya bunu erteler.Ben de onlardan biriydim.Bir türlü bırakma cesaretinde bulunamadım.Aslında buna 'esaret' de diyebiliriz.Ta ki ''Allen Carr yöntemi''yle tanışıncaya kadar...Bu tatlı amcanın yazdığı kitap ve seminerleri gerçekten işe yarıyor.Hatta tüm zamanların en başarılı sigara bırakma yöntemi diyebilirim.Diğer yöntemler gibi sizi bir zorlama ya da irade gücü kullanmaya mecbur bırakmıyor.Hatta kitabı okurken sigara içmeye devam edebiliyorsunuz.Bu kitap bittiğinde sigarayı özlemediğinizi farkediyorsunuz.
Ben ve eşim de bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine hemen bu kitaptan edindik ve aynı anda sigarayı bıraktık.Tam 9 ay oldu sigarayı bırakalı.Üstelik sonrasında da öyle kilo alma,acı çekme gibi şeylerle de karşılaşmadık.Elbetteki iş sadece bu kitapla bitmiyor.Sizin de kendinizle başa çıkabilmeniz gerekli.Mesela kesinlikle bir süre size sigarayı hatırlatacak şeylerden uzak durun veya çok tercih etmeyin.Kahve,alkol ya da cola gibi...Bunlar yerine sigara içme isteğinizi bastıracak şeyler tüketebilirsiniz.Portakal suyu,taze sıkılmış meyve suları tercih edebilirsiniz.
Bunun yanı sıra spor yapmak da bu süreci kolaylaştıracaktır.Zaten sigarayı bırakmakla kendiniz için iyi bir şey yaptığınıza inanacak ve kendinizi bol bol tebrik edeceksiniz.Spor da aynı şeyi hissettirecektir.
Son olarak bir önerim daha olacak,bu bilgiyi de yine bir uzmandan edindim.Kendinize bu süreçte sevdiğiniz diğer şeyleri yasaklamayın.Dondurma yemeyi seviyorsanız ama kilo almaktan korkuyorum deyip kendinizi kısıtlıyorsanız,kısıtlamayın bu dönemde.Bu daha çok zorlanmanıza sebep olabilir.
Bu konuda dünya çapında uzman kabul edilen bu amca Allen Carr'ın yöntemi ve bu tüyolarla sigarayı şuanda bırakabilirsiniz.
Hemen siz de bir tane bu kitaptan edinin derim.
Sigarayı bırakmanız dileğiyle...
Sağlıkla kalın.
Bir önceki yazımda da dile getirdiğim gibi bugünkü yazım sigarayı nasıl bıraktığım ile ilgili.Bir çok kişi sigarayı bırakmamak için bir sürü bahane üretir veya bunu erteler.Ben de onlardan biriydim.Bir türlü bırakma cesaretinde bulunamadım.Aslında buna 'esaret' de diyebiliriz.Ta ki ''Allen Carr yöntemi''yle tanışıncaya kadar...Bu tatlı amcanın yazdığı kitap ve seminerleri gerçekten işe yarıyor.Hatta tüm zamanların en başarılı sigara bırakma yöntemi diyebilirim.Diğer yöntemler gibi sizi bir zorlama ya da irade gücü kullanmaya mecbur bırakmıyor.Hatta kitabı okurken sigara içmeye devam edebiliyorsunuz.Bu kitap bittiğinde sigarayı özlemediğinizi farkediyorsunuz.
Ben ve eşim de bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine hemen bu kitaptan edindik ve aynı anda sigarayı bıraktık.Tam 9 ay oldu sigarayı bırakalı.Üstelik sonrasında da öyle kilo alma,acı çekme gibi şeylerle de karşılaşmadık.Elbetteki iş sadece bu kitapla bitmiyor.Sizin de kendinizle başa çıkabilmeniz gerekli.Mesela kesinlikle bir süre size sigarayı hatırlatacak şeylerden uzak durun veya çok tercih etmeyin.Kahve,alkol ya da cola gibi...Bunlar yerine sigara içme isteğinizi bastıracak şeyler tüketebilirsiniz.Portakal suyu,taze sıkılmış meyve suları tercih edebilirsiniz.
Bunun yanı sıra spor yapmak da bu süreci kolaylaştıracaktır.Zaten sigarayı bırakmakla kendiniz için iyi bir şey yaptığınıza inanacak ve kendinizi bol bol tebrik edeceksiniz.Spor da aynı şeyi hissettirecektir.
Son olarak bir önerim daha olacak,bu bilgiyi de yine bir uzmandan edindim.Kendinize bu süreçte sevdiğiniz diğer şeyleri yasaklamayın.Dondurma yemeyi seviyorsanız ama kilo almaktan korkuyorum deyip kendinizi kısıtlıyorsanız,kısıtlamayın bu dönemde.Bu daha çok zorlanmanıza sebep olabilir.
Bu konuda dünya çapında uzman kabul edilen bu amca Allen Carr'ın yöntemi ve bu tüyolarla sigarayı şuanda bırakabilirsiniz.
Hemen siz de bir tane bu kitaptan edinin derim.
Sigarayı bırakmanız dileğiyle...
Sağlıkla kalın.
17 Ağustos 2016 Çarşamba
Dostluk Neydi?
Yeniden Merhaba,
Bugun sahip olduğumuz en güzel kavram dostluktan bahsedecegim. Ama söyle like atıyım da dostluğumuz bi pekişsin türünden değil.Daha samimi,böyle içinizi ısıtan dostluklardan.En güzel anları birlikte paylastıklarımız,olmazsa olmazlarımız.
Hepimizin vardır ya şöyle Leb demeden Leblebiyi anlayan,alo yardım hattı dostlar. Onlar iyiki var işte. Ben de en güzel anlarıma değer katan dostlar biriktirdim.Mesela sizi canından çok düşünenlerden. Dost sana zarar gelecek diye kendini paralayandır buna inanın. Yaşadım gördüm ispatlayayim.Mesela,Sigara sağlığa zararlıdır diye herkes söyler değil mi? Ama söyler de nedendir? Ya kendisi de içmiyordur ya da bunu söylemekten zevk duyuyordur. Ben de sigaraya ilk başladığımda herkesten sakliyordum ama özellikle biri duymasin diye kendimi paraliyordum.Çünkü ağır tepkiler koyar belki de benimle artık konuşmaz diye korkuyordum. Neyse bir gün o dostum kalmaya gelmişti bana oturuyorduk, e yanında sigara içemiyorum tabi uyusun da bi tane içiyim diye bekliyorum.Artık neyse ki yatma vakti gelmişti.O yatar yatmaz sigaramı yakmak için ocağın başına gittim.Yeni başlamışım ya Çakmak vs yok.kibrit de mi yoktu be Büş; )
Sonra tam yakıyorum ocaktan,bu geldi arkadan bir bağırmayla birlikte ben korkudan sıçradım ve kirpikler gitti. Hala orda kirpigim çıkmıyor :(
Olsun,varsin çıkmasın ne zaman rimel sürsem aklıma geliyor mesela:)
Olay tabi orada bitmiyor. Asıl mesele,onun ben sigara içiyorum diye sabaha kadar ağlaması.Evet sabaha kadar...Kendine zarar veriyorsun ölmek mi istiyorsun diye içli içli ağladı. İnanın hiç unutamam. Dostluk bana ne diye sorsanız sizi kendisi gibi görendir derim.
Bunun gibi sahip olduğum çok güzel insanlar var hayatımda .İyiki varlar onlar bahar gibi dünyamı güzelleştiriyor.
Dost edinin!Dostun iyisi kötüsü olmaz sizi koşulsuz seven ya da sevmeyeni vardır.
Buarada sigarayı bıraktım. Nasıl bıraktığımı ve nasıl bırakılacağını bir sonraki yazımda anlatacağım.
Sevgiler
16 Ağustos 2016 Salı
O bir Mozzarellalı Starter
Merhabalar,
Bir enfes tarifle içimizi ısıtalım ve geçen gün misafirlerime de yaptığım bir başlangıcı sizinle paylaşayım. Ana yemek öncesi leziz bir tat.Ayrıca görüntüsü de sofranızı süsleyecek. Mezzeluna'da bir porsiyonuna onca para vermek yerine kendimiz de yapabiliriz.Tabiki tarifi Mezzeluna vermedi ama tattıktan sonra aynısını yaptığıma karar verdim.Görüntüsü zengin bir izlenim yaratıyor fakat ufak bir market alışverişiyle bunu halledebiliriz.
MALZEMELER:
5 adet domates (orta boy)
1 paket Mozzarella peyniri (top halinde)
1 tutam Maydanoz
Sosu için;
fesleğen (kuru)
zeytinyağı
nar ekşisi
1 çay kaşığı bal
limon
tuz u karıştır.
YAPILIŞI :
Orta boy domatesleri halka halinde dilimleyin.Halka halindeki domatesin üzerine hazirladiginiz sosun bir kismini dökün ve yine halka halinde kesilmiş mozzarella peynirini koyun ,sosu tekrar biraz dokün ve üstünü yine halka bir domatesle kapatin.Son olarak maydanozla süsleyin.Bunu diğer 4 domates için tekrarlayın.
Afiyet olsun :)
Bir enfes tarifle içimizi ısıtalım ve geçen gün misafirlerime de yaptığım bir başlangıcı sizinle paylaşayım. Ana yemek öncesi leziz bir tat.Ayrıca görüntüsü de sofranızı süsleyecek. Mezzeluna'da bir porsiyonuna onca para vermek yerine kendimiz de yapabiliriz.Tabiki tarifi Mezzeluna vermedi ama tattıktan sonra aynısını yaptığıma karar verdim.Görüntüsü zengin bir izlenim yaratıyor fakat ufak bir market alışverişiyle bunu halledebiliriz.
MALZEMELER:
5 adet domates (orta boy)
1 paket Mozzarella peyniri (top halinde)
1 tutam Maydanoz
Sosu için;
fesleğen (kuru)
zeytinyağı
nar ekşisi
1 çay kaşığı bal
limon
tuz u karıştır.
YAPILIŞI :
Orta boy domatesleri halka halinde dilimleyin.Halka halindeki domatesin üzerine hazirladiginiz sosun bir kismini dökün ve yine halka halinde kesilmiş mozzarella peynirini koyun ,sosu tekrar biraz dokün ve üstünü yine halka bir domatesle kapatin.Son olarak maydanozla süsleyin.Bunu diğer 4 domates için tekrarlayın.
Afiyet olsun :)
İlk merhaba
Taze mi taze fırından yeni çıkmış bir blog yazarı,henüz ilk aylarında bir gelin ve meraklı bir kadından bu merhaba...
Hayat kimine kırmızı kimine yeşil yanıyor da biz aradakı sarı ışık mağdurları mıyız? Karar vermekte zorlananlar mıyız? Geçmeli mi kalmalı mı?Cidden mutlu olmanın sırrı var mı? Bu gibi buhran içerikli sorulara cevaplarım olacak ve daha fazla mutluluk için yazıyor olacağım.Belli bir konu sınırlaması olmadan hayata dair deneyimlediğim ne varsa burda!Çılgın alışveriş tüyoları,nefis yemek tarifleri,sağlıklı gıda seçimleri ve bir kadını mutlu edebilecek herşey...
Çocukken de yazardım ben :) Sinirim geçsin diye,kafam karıştığında,mutluyken,aşk acılarında yazıp yazıp yırtardım.Sonra da hiç bişey olmamışçasına devam:)
Az önce de bahsettiğim gibi evlilik müessesesine yeni katıldım.2 ay 12 güncük oldu daha.Hergün yeni birşey öğreniyorum .Mesela düdüklü tencereye sabırsız davranıldığında yanabiliyosun,dikkat etmen lazım hanım kız:) 2 hafta önce pişirdiğim yemek üstüme patladı ve sonuç 2. derece yanık! Fissler marka bir düdüklünün patlamış olması asıl konu.En iyi düdüklü tencere üreticisi olmasıyla birlikte güvenlik kilidi vs her bir halt var.Olması birşey değiştirmiyor olsa gerek ki içinde basınç kalmış,kilidinden kurtulur kurtulmaz o basınçla açılıverdi.Tabi hatanın büyük payı bende! Acele ettim ve çok fazla soğumasını beklemeden açtım ayrıca çok fazla doldurmuşum.Halbuki soğumaya alıp iyice beklemek gerekiyor,eğer aceleniz varsa soğuk suyun altına tutarak da soğumasını hızlandırabilirsiniz.Tabi asla çok fazla doldurmayın tencereyi.Henüz yeni iyileşiyorum.Allah Silverdin'i bulandan razı olsun diye evde dolaşıyorum şimdi...Neyseki sanırım iz kalmayacak ama ben bir süre düdüklüden uzak kalacağım.Yine de yemek yapmaktan vazgeçmiyorum.İleride nefis tarifler de veriyor olacağım tabi :)
Kötü bir deneyim paylaştım ilk yazımda ama iyi bir deneyim içerir.
Bakalım başıma başka neler gelecek...
Hayat kimine kırmızı kimine yeşil yanıyor da biz aradakı sarı ışık mağdurları mıyız? Karar vermekte zorlananlar mıyız? Geçmeli mi kalmalı mı?Cidden mutlu olmanın sırrı var mı? Bu gibi buhran içerikli sorulara cevaplarım olacak ve daha fazla mutluluk için yazıyor olacağım.Belli bir konu sınırlaması olmadan hayata dair deneyimlediğim ne varsa burda!Çılgın alışveriş tüyoları,nefis yemek tarifleri,sağlıklı gıda seçimleri ve bir kadını mutlu edebilecek herşey...
Çocukken de yazardım ben :) Sinirim geçsin diye,kafam karıştığında,mutluyken,aşk acılarında yazıp yazıp yırtardım.Sonra da hiç bişey olmamışçasına devam:)
Az önce de bahsettiğim gibi evlilik müessesesine yeni katıldım.2 ay 12 güncük oldu daha.Hergün yeni birşey öğreniyorum .Mesela düdüklü tencereye sabırsız davranıldığında yanabiliyosun,dikkat etmen lazım hanım kız:) 2 hafta önce pişirdiğim yemek üstüme patladı ve sonuç 2. derece yanık! Fissler marka bir düdüklünün patlamış olması asıl konu.En iyi düdüklü tencere üreticisi olmasıyla birlikte güvenlik kilidi vs her bir halt var.Olması birşey değiştirmiyor olsa gerek ki içinde basınç kalmış,kilidinden kurtulur kurtulmaz o basınçla açılıverdi.Tabi hatanın büyük payı bende! Acele ettim ve çok fazla soğumasını beklemeden açtım ayrıca çok fazla doldurmuşum.Halbuki soğumaya alıp iyice beklemek gerekiyor,eğer aceleniz varsa soğuk suyun altına tutarak da soğumasını hızlandırabilirsiniz.Tabi asla çok fazla doldurmayın tencereyi.Henüz yeni iyileşiyorum.Allah Silverdin'i bulandan razı olsun diye evde dolaşıyorum şimdi...Neyseki sanırım iz kalmayacak ama ben bir süre düdüklüden uzak kalacağım.Yine de yemek yapmaktan vazgeçmiyorum.İleride nefis tarifler de veriyor olacağım tabi :)
Kötü bir deneyim paylaştım ilk yazımda ama iyi bir deneyim içerir.
Bakalım başıma başka neler gelecek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




