Powered By Blogger

5 Ekim 2016 Çarşamba

Olumlu düşünebilme sanatı

Merhabalar,
Uzun zamandır neresinden başlasam nasıl anlatsam diye düşünüyordum.Sonunda toparlayıp yazabiliyorum.Tabi okumuş olduğum kitapların bu yazımda etkisi oldukça büyük.Yaşanmışlıklar,gözlemler de cabası.
Hayatımızda bir sürü değer vardır ve bu değerler nasıl bir yaşam süreceğimizi belirler.Bunlardan bana göre en önemlisi olumlu düşünce.Gözlemliyorum ki pozitif düşünebilen insanların sayısı malesef ki günden güne azalmakta.Aslında bunlardan biri de bendim.Farkettim ki bir konuya başlamadan mutlaka olumsuz yanlarını düşünüyorum.Üstelik sadece düşünmekle kalmayıp bunu bir de sürekli dile getiriyorum.Açıkçası eşime sorsanız en sevmediğim huyum da bu.Çok haklı olduğunu anladım (her ne kadar bunu ona söylemesem de:)). Bir işe başlamadan olumsuz yanlarına bakıp türlü bahaneler türettiyordum.''Ama şöyle,ama böyle''diye başlanan işten hayır mı gelir?Gelmiyordu tabi ki!Sonra işim yolunda gitmediğinde nerede hata yaptım diye isyan ediyorum.Halbuki ben olayın başında sonucuna karar vermiş oluyordum.Kurduğum her cümle mutlaka bir olumsuzluk içeriyordu ve bu başarma gücümü yok ediyordu aslında.Evrene gönderdiğim olumsuz mesajlar böyle geri dönüyor.Anladım ki nasıl düşünürsen öyle olur.Bunu geç olamadan anlamış olmam bence kayda değer.Üstelik ben bir psikolog veya kişisel gelişim uzmanı değilim.Boş zamanlarımda yaşam koçluğu vs.de yapmıyorum.Sadece gözlemliyor,okuyor ve yazmayı seviyorum.Üstelik bunları farkedebilmek için de bu meslek dallarından birine sahip olmanız gerekmiyor.
İçinde olduğumuz durum her ne olursa olsun bunun tamamen kendini tedavi etmekle ilgisi var.Evet kesinlikle kendi kendinizin doktoru olabilmekte yarar var.Ne durumda olursak olalım mutlaka o bardağın dolu tarafını görebiliyorsak kendimize iyilik etmiş ve bu durumdan çabuk kurtulmuş oluruz.Yağmur yağıyor diye üzülmek yerine o yağmurdan zevk alabilmek lazım,çünkü elbet bir gün güneş doğacak.
Peki nereden başlamalıyız da olumlu düşünceyi beynimize yerleştirmeliyiz?Öncelikle kelimelerimizi seçerken olumsuzu seçmemeliyiz.Ne kadar az ''ama'' , ''fakat'' kullanırsanız o kadar iyi.Nasıl düşünürseniz evrene öyle mesajlar verirsiniz.Evren size ''hayır'' cevabını da verebilir kimi zaman ama işte burada mücadele ruhu devreye giriyor.Bunu da bir ara kaleme almak lazım.
Yapmamız gereken bir diğer etken ise ;kendimize değer vermek.Asla kendimizi başka kişilerle kıyaslamamalıyız.Çünkü hatalarımız bile biz yaptığımız için güzel.Yaptıklarımız kadar yapamadığımız,başaramadığımız şeyler de mutlaka olmuştur.İşte onlardan zevk almalıyız.Gerçekleştirdiğimiz her hayal için şükretmeli,gerçekleşmeyenler için üzülmemeliyiz.Kendin ol!
Ben kendim için bir şey yaptım ve olumsuz düşünceyi beynimden söküp attım.Yukarıda belirttiğim her şey benim tedavi yöntemimdi.Sizlerin de türetebileceği ve kendi çıkış yolunu bulabileceği bir sürü yöntemi vardır elbette.Marcus Aurelius'un çok güzel bir sözü var.Ben bir yere not ettim bence siz de not alın.Diyor ki;
''Kişinin hayatı kendi düşünün rengine boyanmıştır.''

9 Eylül 2016 Cuma

Merhabalar,
Bayram yaklaşırken,tatil planları yapılırken ben de sofralarınızı güzelleştirecek lezzetler hazırlamakla meşguldüm. Bazen televizyon izlerken bir yemek programında bir tarif duyarsınız ve merak edersiniz.Bazen de bir sohbette önerilir tarifi verilir,yakın bir arkadaştan ya da bir tanıdıktan duyarsınız.Ben bu tarz önerileri asla kaçırmayıp denemek isteyenlerdenim.Denerim ve kendimden de birşeyler mutlaka eklerim.Adını da kendim koyarım :) Son zamanlarda yeni tarifler deneyip kendi kendime birşeyler icat ediorum.Genellikle beğeniliyor.Zaten önce mutlaka eşime denetirim.O beğenirse tamamdır.İçindeki malzemeye kadar bilir.Damak tadı gerçekten çok gelişmiş  (bazen sinir bozabiliyor) :) O yüzden önce bir ona sunuyorum, okeylerse yola devam.
Geçenlerde de böyle bir tarif denedim.Annem bir yemek programında duymuş bana söyledi ve ben de bu tarifi geliştirdim,tabi biraz da değiştirdim.Herkesten tam not alan bu lezzet yine hem ılık hem soğuk tuketilebiliyor.İster başlangıç isterseniz de ortaya harika bir meze olarak sunabilirsiniz.Yapılışı da çok ama çok basit.Denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Uydurmasyonların kralı 3 peynirli biber...

MALZEMELER
3 adet kırmızı renkli biber (iri olmalı )
3 adet çarliston biber (iri olmalı )
●Harcı için;
1 kalıbın 1/4 ü kadar klasik ezine peyniri
150 gr süzme peynir
150 gr kaşar peynir
Yarım demet dere otu
Zeytinyağı
Kırmızı biber
●Sosu için;
1/4 çay bardağı zeytinyağı
2 tatlı kaşığı nar ekşisi (%100)
Yarım adet limon
Tuz

YAPILIŞI
Seçtiğiniz iri biberlerin baş kısmından kesip içini temizleyin ve kurumaya bırakın. Kestiğiniz baş kısmını atmayın.
Harcı için ezine ve süzme peyniri bir kaba koyup ezin.İçine kaşar peyniri de rendeleyin.Dere otunu doğrayın ve harcın içine ilave edin.Son olarak 1 cay kaşigı pul biber ekleyin ve 2 tur zeytinyağı gezdirin.Hepsini güzelce karıştırın.
Diğer bir kapta da sos için gerekli malzemeleri ilave edin ve karıştırın.
Hazırlamış oldugunuz peynir harcını kurumuş olan biberlerin içine doldurun (dolma doldurur gibi).İyice doldurduktan sonra baş kısmıyla kapatın.
Önceden 5 dakika kadar ısınmış 180 derece fırında 20 -25 dakika pişirin.
Hazırlamış olduğunuz sosu bir kaşık yardımıyla üzerine dökün ve soğumaya alın.Ilık bir şekilde sunmanızı tavsiye ederim.
Sofranız bereketli olsun.








30 Ağustos 2016 Salı

Ne güzelsin Karadeniz!

Blog adresimde de belirttiğim gibi her şey daha fazla mutlu olmak adına...Mutluluğu farklı yerlerde,farklı şeylerde arayabiliriz.Kimisini yemek yemek,kimisini spor,kimisini seyahat etmek,kimisini de yeni yerler keşfetmek mutlu edebilir.Bunun hepsini yapabiliyorsanız sizden mutlusu yok demektir.
Yeni yerler keşfetmek demişken,size geçtiğimiz hafta sonu yapmış olduğum geziden bahsedeyim.Oldukça keyifli bir geziydi bu.Doğa harikası Karadeniz...Yemyeşil ormanları,dağından taşından fışkıran suları ve bol oksijeniyle müthiş hissettiriyor.
Ordu'dan başlayan seyahatimiz Rize'ye kadar devam etti.Güzel Ordu'nun Boztepe'sini görmeden olmazdı.Teleferikle de çıkabileceğiniz bu tepe tüm Ordu'yu ayaklarınız altına seriyor.Bu şehir
e gündüz baktığınızda masmavi denizinden tutun yemyeşil dağlarına kadar herşeyi görebilirsiniz.Gece ise tüm ışıklarını yakan bu şehir ışıl ışıl oluyor.Boztepe'ye çıkmışken manzaraya karşı bir Karadeniz pidesi yeyin derim.Nefis tereyağıyla pişmiş bir lezzet.Bunun yanı sıra,ekstrem spor severseniz bu tepeden yamaç paraşütü yapabilirsiniz.Uçuşunuzu sahile inerek tamamlıyorsunuz.Tabi ben henüz denemiş değilim ve deneyebileceğimi de sanmıyorum:)
Sonrasında Giresun Görele'de bir mola verdik.İrfan Usta Görele pidecisinde çay içip bir şeyler atıştırdık.Yeni açılmış olan bu mekan oldukça lezzetli şeyler sunuyor,çayı da çok güzel.Yolunuz düşerse bir mola verin mutlaka.
Devam eden yolculuğumuz sonrasında Trabzon'da vakit geçiremeden Rize'ye ulaştık.Çamlıhemşin'de yer alan Ayder Yaylası'na vardık ve burada bir otele yerleştik.Daha önceden ayarladığımız bu otel bir yaylada yer almasına rağmen oldukça temiz ve konforluydu.Tabi mis gibi orman görüntüsü ve şelalelerin şırıltısı bu oteli ayrı bir cazip hale getiriyor.
Doğasına hayran kaldığım Ayder Yaylası,yemyeşil ormanlar arasında,kaynak sularıyla ve sıcakkanlı Karadeniz insanlarıyla var olmuş eşsiz bir yer.Burada insan gerçekten kolay kolay yaşlanmaz.O tertemiz havasını içinize çektiğiniz an dinçleşiyorsunuz sanki...Sisli puslu havası da bir başka güzel. Akşam olunca hem güzel bir balık yiyebileceğiniz hem de Karadeniz müziği dinleyebileceğiniz yerler var.Biz de bir öneri aldık ve Keyf restorana gittik.Burada Karadeniz insanının samimiyetini görebilirsiniz.Tulum ve kemençe eşliğinde yemeğinizi yiyebilirsiniz.
Akşam deliksiz bir uyku uyuduktan sonra sabah olur ve pencereyi açıp doğayı selamlarınız. Bu da insana "iyiki buradayım" dedirtiyor. Biz kahvaltımızı dizilere de ev sahipliği yapmış Çinçiva köyünün şirin mi şirin kafesi Çinçiva Cafe de yaptık.Burada yediğim mıhlamayi asla unutamam.Kesinlikle gidip yenmesi gerekiyor.Şiddetle tavsiye ediyorum. Mıhlamanın yanında köy yumurtası,mısır ekmeği ve olmazsa olmaz yayla balı da unutulmaz lezzetlerden.Biz de bal almayı ihmal etmedik. Bir çok hastalığa şifa deniliyor ve çok kıymetli bir bal.
Yeteri kadar enerji depoladıktan sonra bu enerjiyi atmak lazım değil mi?Biz de öyle düşündük ve meşhur Fırtına Deresi'nde rafting yaptık.Gerçekten hayatımda yaptığım en güzel aktivitelerden bir tanesi buydu. Suyun güzelliği bir yana adrenalin patlaması yaşayacağınız muazzam bir spor.Tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum:)
Bir de zipline yapın derim.O da bir o kadar zevkli ve heyecanlı.İki dağ arasında bir demir halata bağlı olarak gidiyor olmak heyecan verici.
Özetle, geleneksel lezzetleri,olağanüstü doğası,samimi insanları ve ekstrem sporları ile Karadeniz bir harika.Herkesin mutlaka gidip görmesi gereken yerlerden. Bir sonraki ziyaret için sabırsızlanıyorum.
Daha fazla mutluluk depolayın.
Sevgiler.


24 Ağustos 2016 Çarşamba

Yemeyi de yapmayı da sevenler burada mı?

Yeniden merhaba,
4 günlük bir aradan sonra neyse ki yazma fırsatı yakalayabildim.Misafir yoğunluğu nedeniyle bir türlü bloğumla ilgilenecek vakit bulamadım :( Malum yeni evlenmiş biri olarak misafir ağırlamak boynumuzun borcu! Akrabalar,aile,arkadaşlar derken her gün dolu dolu geçiyor. E hal böyle olunca da kendimi mutfaktan alamıyorum.Yani bu esnada yemek yapma işini epey ilerlettim:) Zaten mutfakta vakit geçirmek beni inanılmaz mutlu ediyor.Bu bir tür meditasyon bence.Kek çırparken kafam dağılıyor mesela...Harika şeyler ortaya çıkardığınızı görmek ayrı bir haz.Hele ki bir de yaptığınız yemek zevkle yeniyor ve beğeniliyorsa değmeyin keyfinize:)Ortaya çıkardığınız lezzet sizin eseriniz sonuçta.
Bu yaptığı yemeği illa yedirme işinde anneanneme benzemişim sanırım.Anneannem de öyleydi.Kapısını çalmaya korkar olurdu insan.Çünkü yalvar yakar insanları içeri davet eder ve mutlaka yemek servis ederdi.Onu kırmak mümkün olmadığı gibi yemekleri de o kadar lezzetli olurdu ki yememek gibi bir ihtimaliniz yok.Geçmiş zamandan bahsettiğime bakmayın sağlığı elverse hala harika yemekler yapabilir.Hani bir tabir vardır ya ''eli lezzetli'' diye kesinlikle katılıyorum.Yemek yapabilmek sadece tarif ve ölçü gerektirmiyor,bunun yanı sıra elinin lezzetinin de geçmesi gerekir o yemeğe.Bununla birlikte tabi ki sunumdaki yaratıcılık da önemli.Bir sanatçı gibi işlemeli,süslemeli.Tüm bunlar bir araya geldiğinde eşsiz bir lezzete imza atabilirsiniz.
O halde ben de sizlerle bir zeytinyağlı yemek tarifi paylaşarak bu yazıyı şenlendireyim.Hem soğuk bir meze hem de ılık bir zeytinyağlı yemek olarak tüketebileceğiniz oldukça kolay bir tarif.
Zeytinyağlı sirkeli patlıcan.

MALZEMELER :
3 orta boy patlıcan
4-5 adet sivri biber
2 büyük boy domates
3-4 adet sarımsak
2 kaşık sirke
1 çay bardağı zeytinyağı
1/2 çay bardağı su
Tuz

YAPILIŞI :
Biberleri ve domatesleri çok küçük olmayacak şekilde doğrayın ve tencereye koyun.Sarımsak,zeytinyağı ilave edip 5 dakika pişirin.Başka bir kapta patlıcanları aralıklı olarak soyup,küp küp doğrayın.Tuzlu suda bekletin.Domateslerin biraz erimesinin ardından suda beklettiğiniz patlıcanları süzüp tencereye ilave edin.üzerine sirke,yarım çay bardağı suyunuzu ve tuzunuzu ilave edin.Orta ateşte,patlıcanlar yumuşayıp kıvama gelinceye kadar pişirin.Piştikten sonra bir sunum kabına alıp üzerini maydanozla süsleyin.
Afiyet olsun:)

19 Ağustos 2016 Cuma

Sigarayı bırakabilir miyim?

Merhaba,
Bir önceki yazımda da dile getirdiğim gibi bugünkü yazım sigarayı nasıl bıraktığım ile ilgili.Bir çok kişi sigarayı bırakmamak için bir sürü bahane üretir veya bunu erteler.Ben de onlardan biriydim.Bir türlü bırakma cesaretinde bulunamadım.Aslında buna 'esaret' de diyebiliriz.Ta ki ''Allen Carr yöntemi''yle tanışıncaya kadar...Bu tatlı amcanın yazdığı kitap ve seminerleri gerçekten işe yarıyor.Hatta tüm zamanların en başarılı sigara bırakma yöntemi diyebilirim.Diğer yöntemler gibi sizi bir zorlama ya da irade gücü kullanmaya mecbur bırakmıyor.Hatta kitabı okurken sigara içmeye devam edebiliyorsunuz.Bu kitap bittiğinde sigarayı özlemediğinizi farkediyorsunuz.
Ben ve eşim de bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine hemen bu kitaptan edindik ve aynı anda sigarayı bıraktık.Tam 9 ay oldu sigarayı bırakalı.Üstelik sonrasında da öyle kilo alma,acı çekme gibi şeylerle de karşılaşmadık.Elbetteki iş sadece bu kitapla bitmiyor.Sizin de kendinizle başa çıkabilmeniz gerekli.Mesela kesinlikle bir süre size sigarayı hatırlatacak şeylerden uzak durun veya çok tercih etmeyin.Kahve,alkol ya da cola gibi...Bunlar yerine sigara içme isteğinizi bastıracak şeyler tüketebilirsiniz.Portakal suyu,taze sıkılmış meyve suları tercih edebilirsiniz.
Bunun yanı sıra spor yapmak da bu süreci kolaylaştıracaktır.Zaten sigarayı bırakmakla kendiniz için iyi bir şey yaptığınıza inanacak ve kendinizi bol bol tebrik edeceksiniz.Spor da aynı şeyi hissettirecektir.
Son olarak bir önerim daha olacak,bu bilgiyi de yine bir uzmandan edindim.Kendinize bu süreçte sevdiğiniz diğer şeyleri yasaklamayın.Dondurma yemeyi seviyorsanız ama kilo almaktan korkuyorum deyip kendinizi kısıtlıyorsanız,kısıtlamayın bu dönemde.Bu daha çok zorlanmanıza sebep olabilir.
Bu konuda dünya çapında uzman kabul edilen bu amca Allen Carr'ın yöntemi ve bu tüyolarla sigarayı şuanda bırakabilirsiniz.
Hemen siz de bir tane bu kitaptan edinin derim.
Sigarayı bırakmanız dileğiyle...
Sağlıkla kalın.

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Dostluk Neydi?

Yeniden Merhaba,
Bugun sahip olduğumuz en güzel kavram dostluktan bahsedecegim. Ama söyle like atıyım da dostluğumuz bi pekişsin türünden değil.Daha samimi,böyle içinizi ısıtan dostluklardan.En güzel anları birlikte paylastıklarımız,olmazsa olmazlarımız.
Hepimizin vardır ya şöyle Leb demeden Leblebiyi anlayan,alo yardım hattı dostlar. Onlar iyiki var işte. Ben de en güzel anlarıma değer katan dostlar biriktirdim.Mesela sizi canından çok düşünenlerden. Dost sana zarar gelecek diye kendini paralayandır buna inanın. Yaşadım gördüm ispatlayayim.Mesela,Sigara sağlığa zararlıdır diye herkes söyler değil mi? Ama söyler de nedendir? Ya kendisi de içmiyordur ya da bunu söylemekten zevk duyuyordur. Ben de sigaraya ilk başladığımda herkesten sakliyordum ama özellikle biri duymasin diye kendimi paraliyordum.Çünkü ağır tepkiler koyar belki de benimle artık konuşmaz diye korkuyordum. Neyse bir gün o dostum kalmaya gelmişti bana oturuyorduk, e yanında sigara içemiyorum tabi uyusun da bi tane içiyim diye bekliyorum.Artık neyse ki yatma vakti gelmişti.O yatar yatmaz sigaramı yakmak için ocağın başına gittim.Yeni başlamışım ya Çakmak vs yok.kibrit de mi yoktu be Büş; ) 
Sonra tam yakıyorum ocaktan,bu geldi arkadan bir bağırmayla birlikte ben korkudan sıçradım ve kirpikler gitti. Hala orda kirpigim çıkmıyor :(
Olsun,varsin çıkmasın ne zaman rimel sürsem aklıma geliyor mesela:) 
Olay tabi orada bitmiyor. Asıl mesele,onun ben sigara içiyorum diye sabaha kadar ağlaması.Evet sabaha kadar...Kendine zarar veriyorsun ölmek mi istiyorsun diye içli içli ağladı. İnanın hiç unutamam. Dostluk bana ne diye sorsanız sizi kendisi gibi görendir derim.
Bunun gibi sahip olduğum çok güzel insanlar var hayatımda .İyiki varlar onlar bahar gibi dünyamı güzelleştiriyor.
Dost edinin!Dostun iyisi kötüsü olmaz sizi koşulsuz seven ya da sevmeyeni vardır. 
Buarada sigarayı bıraktım. Nasıl bıraktığımı ve nasıl bırakılacağını bir sonraki yazımda anlatacağım. 
Sevgiler

16 Ağustos 2016 Salı

O bir Mozzarellalı Starter

Merhabalar,
Bir enfes tarifle içimizi ısıtalım ve geçen gün misafirlerime de yaptığım bir başlangıcı sizinle paylaşayım. Ana yemek öncesi leziz bir tat.Ayrıca görüntüsü de sofranızı süsleyecek. Mezzeluna'da bir porsiyonuna onca para vermek yerine kendimiz de yapabiliriz.Tabiki tarifi Mezzeluna vermedi ama tattıktan sonra aynısını yaptığıma karar verdim.Görüntüsü zengin bir izlenim yaratıyor fakat ufak bir market alışverişiyle bunu halledebiliriz.
MALZEMELER:
5 adet domates (orta boy)
1 paket Mozzarella peyniri (top halinde)
1 tutam Maydanoz
Sosu için;
fesleğen (kuru)
zeytinyağı
nar ekşisi
1 çay kaşığı bal
limon
tuz u karıştır.
YAPILIŞI :
Orta boy domatesleri halka halinde dilimleyin.Halka halindeki domatesin üzerine hazirladiginiz sosun bir kismini dökün ve yine halka halinde kesilmiş mozzarella peynirini koyun ,sosu tekrar biraz dokün ve üstünü yine halka bir domatesle kapatin.Son olarak maydanozla süsleyin.Bunu diğer 4 domates için tekrarlayın.
Afiyet olsun :)